Saygı ve heybet…

Yavuz Sultan Selim Han maalesef tuttuğunu asan kesen gövde üstünde baş koymayan biriymiş gibi anlatılıyor. Yada bu güne kadar böyle anlatıldı. Gerçekten çok heybetli ve sinirlendiği zaman karşısındaki insanı korkudan titretecek bir yapısı varmış Yavuz Sultan Selim Han’ın. Ayrıca kaleminin ne kadar keskin olduğunu edebiyatla uzaktan yakından alakası olan biri az çok bilir.

Bu yüzden Yavuz’un huzuruna çıkan korkudan tirtirtitrer ne söylyeceğini dahi unuturmuş.

Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sâdıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur
Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur

“Yavuz Sultan Selim Han”

Bu güzel şiirin aynı zamanda şöyle de bir güzelliği var. Yukarda aşağı okuduğunuzda da aynı mısralarla karşılaşıyorsnuz:

Sanma şâhımherkesi sen / sâdıkâne / yâr olur
Herkesi sendost mu sandın / belki ol / ağyâr olur
Sâdıkânebelki ol / bu âlemde / dildâr olur
Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur

İşte böyle dev gibi bir insan Yavuz. Cüssesi de dev yüreği de. Aynı heybetin yanında zerafet ve saygı nasıl olabilirki diye sorarsa bir kişi Yavuz’a bakmalı. Yavuz’un saygı duyulması gereken şeylere ne kadar saygı duyduğunu şöyle bir hikaye ile anlatalım isterseniz. Yine Yavuz’u az çok tanıyanlar bu hikayeyi çok dinlemişlerdir ama biz ilk defa dinleyecekler için tekrar edelim.

Yavuz Sultan Selim ve ordusu mısır seferini tamamlamış İstanbul’a dönerlerken çamurlu bir araziden geçmektedirler. En önde Yavuz Sultan Selim, Hocası ve vüzera yola devam ederlerken Kemalpaşa zadenin (Yavuz’un Hocası, İbn Kemal) atı bir ara sendelemiş ve Yavuz’un üzerine çamur sıçratmış. Etraftakiler Yavuz’un ne kadar hiddetli olduğunu bildiği için orada da Yavuz’un hiddetleneceğini sanmışlar ve ne yapacağını meraklı gözlerle beklerken Yavuz; “Alimin atının ayağında sıçrayan çamur bizim için ziynettir” diyerek kaftanını hiç yıkatmamış ve öldükten sonra sandukasının üzerine örtülmesini istemiştir.

İşte Yavuzî saygı ve edeb.

Not: Hali hazırda bu kaftan bu gün Fatih/Çarşambadaki Yavuz Sultan Selim Camii külliyesindeki türbede sandukanın üzerinde örtülü bulunmaktadır. Lakin üzerindeki çamur bu zamanlara kadar gelmişsede cumhuriyetten sonra tarih bilmez şahısların yaptığı tadilatlardan birinde temizlenmiştir. Yukardaki hikaye Yavuzun saygısnı ve edebini gösterdiği kadar bizim ne kadar tarihi bildiğimizi ve saygı gösterdiğimizi gösteriyor.

Tags: , , , , , ,

4 Yorum mevcut to “Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur / Yavuz Sultan Selim Han”

  1. Ronin diyor ki:

    teşekkürler güzel bir yazı.

  2. kenan diyor ki:

    hanoğlu han yavuz sultan selim han.mekanın cennet olsun

  3. Fethi diyor ki:

    Değerli okuyucular.Bu dörtlüğün bende bir hatırası var.Paylaşmak istiyorum.1989 yılında kahire üniversitesine ihtisas için gittim.Bir gün Kahire Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde bir derse dinleyici öğrenci olarak katıldım. Sınıfta Türkçe dersi işleniyordu. Tahtaya bir mani yazılmış,onu arapçaya tercüme ediyorlardı. Dedim ki; Üstad, ben de bir dörtlük yazayımmı? Ve yukarıdaki dörtlüğü yazdım.Hoca ne var bunda? dedi. Dedim beraber ouyalım.Önce normal soldan sağa okuduk. Yine bir anlam veremediler. Dedim, birda amudi (dikine) okuyalım. Hayret ettiler. Hoca sordu, kim bunun müellifi: O an duygularım beni esir alırcasına,” Mısır fatihi Yavuz Sultan Selim Han” dedim.Sınıfa bir sessizlik çöktü. Sonra ortamı şöyle yumşattım. Üstad bizim hakanlarımız aynı zamanda şair ruhlu idiler diye. İnanın bu tamamen gerçek. Benim için bambaşka bir hatırası var. Saygılarımla.

  4. Anonim diyor ki:

    süper

Not düş

Şu kodları kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>