
facebook’u herkes kullanmasada bir çok insanın günde mutlaka belli bir süre uğradığı bir site haline geldi. Şahsen her gün mutlaka giriyorum. Hiç girmediğim gün en azından şöyle bir göz gezdiriyorum.
Bazı zamanlarda bazı arkadaşlar öyle şeyler paylaşıyorlarki yapacak bir yorum bulamıyorum. İşte bu yazıyı da yazmama yine böyle bir paylaşım sebep oldu.
Bu yazının en altındaki videoyu izlediğinizde bana hak vereceksiniz. Ateizmin ne kadar kısır ve ne kadar dar bir pencereden baktığını da böylece görmüş olacaksınız. Yazının devamını oku… »
ShareTags: ateizm, dinler, dinler arası diyalog, facebook, fare, paylaşım, paylaşma, savaşlar, stalin, turan dursun, video
Çok önceden yazmıştım ama seslendirmek bu güne nasipmiş.
Elif gibi dosdoğru olunmalı hayatta…
Be gibi tek nokta üzerinde durabilecek kadar dengeli olunmalı…
Te gibi olmalı, veda hutbesinde emanet bırakılan iki şeyi (kuran ve sünnet) sürekli başının üzerinde taşımalı insan…
Se gibi az konuşup 3 dinlemeli toplumda…
Cim gibi çocukça bakmalı hayata, ama cim kadarda çok iş yapmalı…
Ha gibi gönlü geniş dostlar edinmeli insan,
Hı kadar ağlamaklı olduğunda yardımcı olabilecek… Yazının devamını oku… »
Tags: elif ba
Hüseyin Hüsnü Bey kimdir?
Dr. Hüseyin Hüsnü, Girit’in Hanya kentinde doğar. 1908 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’den mezun olduktan sonra İzmir’de doktorluk görevine başlar. 1911-1912 Osmanlı-İtalya savaşına gönüllü katılmak üzere Harbiye Nezareti’ne başvurur. Dr. Yzb. Hüseyin Hüsnü Bey’in Trablusgarp’a giderken yol anıları, Derne ve Şehat’ta hekimlik yaptığı sıralarda karşılaştığı olayları anlatan not defteri (29 Ekim 1911-10 Temmuz 1912) 1998 yılında Doç. Dr. Mebrure Değer tarafından türkçeleştirilerek basılmıştır. (Bu defterin kopyası daha sonra APİKAM’a verilecektir). Ayrıca, Hüseyin Hüsnü Bey, Şehat Nekahathanesi’nde bulunduğu sırada Atatürk’ten kendi el yazısı ile bir teşekkür mektubu da alır. (Bu mektup ta henüz APİKAM’a verilmedi).Trablusgarp’tan döndükten Kurtuluş Savaşı’na katılan ve Atatürk’ün doktorluğunu üstlenen Hüseyin Hüsnü Bey çok genç yaşta (48 yaşında) vefat eder. Malzemeler, Hüseyin Hüsnü Tekinoğlu, Ali Hakan Tekinoğlu, Prof. Dr. Zahide Elar, Eczacı Ayla Selçuk tarafından bağışlanmıştır.
Kaynak: http://www.apikam.org.tr/index.php?p=9&id=67

Hüseyin Hüsnü Bey

Dün gece mısır hükümetinin yaptığı malum firavunluğu görünce beynime kan yürüdü!
Müslüman(!) ülkelerin işledikleri halta bir yenisi daha eklenmiş oldu böylelikle! Açtım ağzımı yumdum gözümü. Ağzıma geleni söyledim mısır hakkında.
Sonra utandım!
Ben kimdimki?
Irak’a üslerinden ölüm yağdırılmış bir ülkenin vatandaşı!
…!

Bir gün aslan, bir gün kuzu…
Bir gün en çetin hatip, bir gün dut yemiş bülbül…
Bir gün en ağır laflara bile gülüp geçen bir adam, bir gün en ufak bir cümleyle küplere binen…
“One Minute!” diye davosu inletecek kadar ortadoğuyu savunan, incirliği ABD’ye açacak kadar ortadoğuya düşman…
ve sair anlamsız hareketler!
Abi bize kendini bir tanıtsan diyorum.
Bunca yıldır bu ülkeyi yönetmeye çalışıyorsun ama hala tanıyamadık seni!
Share
Hey!
Kudüste olanlardan haberiniz var mı?
Kardeş olacağız diye orasını burasını yaladığınız yahudilerin yaptıklarını görüyor musunuz?
Başka dinleri bırakında DİN KARDEŞLERİNİZİN FERYATLARINI DUYUN!!!
Hey! Tayyip!
Neden sustun!
O kadar zaman geçti hala hükümet kanadından bir açıklama yok! “Gık”ınız çıkmıyor!
(D)uyuyor musun?
Nerede van minitin?
Bak seçim de yakın! Patlat bi van minit! Ama mescidi aksa elden gitmeden!!!
Haberciyiz diye ortada gezen “şu kadar tık aldık” “bu kadar üyemiz var” diye hava atan deyyuslar!!!
Nerdesiniz!!!
Nerde “LAN” keskin kalemleriniz!!! Nerede sitelerinizin “FLASH” haberleri!
ShareTags: Tayyip

Tarih boyunca insanlar bir çok rejimle yönetilmişler. Bazı rejimler her tarafta kabul görürken bazı rejimler bazı toplumlarda hiç yer bulamamış. Nasıl herşeyin bir ömrü varsa rejimlerin de ömürleri olmuş. Yeni oluşan rejimlerin yanında bir çoğu da tarihe gömülerek unutulmuş.
Demem o ki: gün gelir demokrasinin de modası geçer. Hatta modası geçti bile.
Demokrasiyi arayan ülkeleri ve demokraside nirvanaya ulaştığı söylenen ülkeleri izliyoruz. Ve demokrasinin aslında demokrasi olmadığını görüyoruz.
Demokrasi sayesinde üç beş kodaman ülkyei istediği gibi yönetebiliyor. Çünkü istismar etmeye çok açık!
Ne demiş meşhur siyasetçilerimizden Süleyman Demirel “demokraside çareler tükenmez” (manası: ne nane yersen ye bir çaresi bulunur)
Tags: demnokrasi

Başta şunu peşinen belirtmek isterimki bir takımı tutmakla bir takımın fanatiği olmak çok farklıdır. Takım tutma durumunu da mantıklı bulamayan biri olarak Fanatikleri acilen bir ruh doktoruna gitmeleri kousunda uyarıyorum.
Demekki insanların bir takımın fanatiği olacak kadar vakitleri var. Gerçekten uğraş isteyen ve vakit kaybettiren bir saçmalık. Bir kaç kez maça gittim. Gerçekten etkileyici ve insna gaz verici bir atmosfer. Bol bol bağırıp stres attım. Ama etrafımdaki fanatikleri izlerken çok şaşırdım. Gerçekten fikirsel bir şapşallığın içerisindeler.
Bütün bunları geçtik. Zaten azcık aklı olan Fanatik olmaz (fanatikler kusura bakmasın)
Şimdilerde anlam veremediğim daha büyük bir ahmaklık aldı başını gidiyor maalesef. İnsanlar rakip takımın taraftarlarına uygunsuz lakaplar takıp ağıza alınmayacak hakaretler ediyorlar. İnternet sitelerinde salakça hazırlanmış resimlerle rakip takımın taraftarını küçük düşürmeye çalışıyorlar.(bunlarınn örneklerini eklemek isterdim ama sayfa kirlensin istemedim)
Hangi ahmak sadece farklı takımı tutuyor diye bşka bir insana hakaret ederki ? Yada bir insana bu kadar küçük bir mesele için hakaret edilir mi ? Yoksa hakaret etmek için bahane mi arıyorsunuz?
Hey millet! Kendinize gelin yahu!
Not: Takım tutumuyorum.
Not2: Allah futbolun belasını versin.
ShareTags: futbol
Son günlerde Türkiyemde asker karizmayı kurtarmak için o kadar büyük çaba harcar olduki. Zannederim Askerin başka yapacak işi gücü yok.
Önce israilden milyon dolarlara kiralanan casus uçaklarla teröristleri BBG evi gibi izliyoruz diyip baskın yemesi.
Taze genel kurmay başkanımızın halkla pzitif ilişkiler kurmaya yatkın garip cümleleri.
ve sair çabalar…
Yazmayın yazmayım dedim. Yinede dayanamadım. Hoş son günlerde pek ilgilenemiyorum site ile de. Zaten bu çıkışlarıda Asker ve Sivil yakınlaşması açısından olumlu buluyordum. Ama bu çalışmalar artık öyle bir poziyona geldi ki gülmekten kendimi alamıyorum.
En son yapılan TSK reklamında bir firkateneynimizin bir korsan gemi(!)sini nasıl kahramanca(!) etkisiz hale getirdiğini ballandıra ballandıra anlattıklarına şahit olduk.
Bu tür reklamlar Türk askerini küçük düşürücü niteliktedir maalesef. Aşağıdaki videoda da izleyeceğiniz gibi altı üstü silahsız üç beş kişinin kullandığı küçük bir teknecik. Bizim mehmetçiğimiz küçük bir tekneyle başedebilmek için bir firkateyn helikopter ve botlarla mı gidiyor? Sadece kıyafetleri ile düşmanın gönlüne korku salan yeniçerilerin (mehmetçiğin) torunları bu kadar mı zayıf ?
Başka ülkelerin silahlı kuvvetleri teknolojik silahlar üretip bunların testleri ve tatbikatları ile gövde gösterisi yaparken benim Silahlı Kuvvetlerim silahsız bir tekneye yaptığı harekatla mı övünüyor?
Kendi silahını üretemeyen, bütün techizatını ithal eden bir silahlı kuvvetler ancak küçük bir bota savaş açabilir. Yada yapabileceği en büük icraat darbe olur.
Share

Son Yorumlar