internettin_hoja bu yazıyı Temmuz 12th, 2010 tarihinde yazmış...

Güneşli bir günde sıcaktan

Karlı bir günde soğuktan

Yoruldğumuzda çalışmaktan şikayet ediyoruz.

Ver yiyeyim, ört yatayım bir dünya nın bu dünyada ulaşılmazlığı ile yüz yüzeyiz.

Hiç bir zaman tamamen mutlu olamıyoruz ve devamlı yokuşlar tırmanıp inişler iniyoruz.

Ne kadarına saahip olursak olalım hep daha fazlasını istiyoruz.

Kısacası dünyanın hepsini bir insana versek dokuz dünya daha ister.Yani insanın bu dünyada kendini doyurabilmesi ve hislerini tatmin etmesi gayri mümkün.

Her zaman bilmemize rağmen çok zaman unuttuğumuz şey ise bu dünyaya tatmin olmaya gelmedik.  Sürekli unuttuğumuz ve unuttukça hata yapmaya meyilli hale geldiğimiz bu durum… İşte bir insanın melekten yücemi yoksa hayvandan aşağı mı olacağına karar vediği büyük yol ayrımı… “Tatmin mi imtihan mı!!?”

Düğümün çözüldüğü yer;

Allah bizi bu dünyada yaşayalım diye yaratmadı. Bu dünya esas vatanımıza ve esas yaşayacağımız yere bir hazırlık ve bir imtihan. Sıcaktan veya soğuktan açlıktan ve ya tokluktan yada her hangi bir şeyden şikayet edemeyecğimiz kadar mükkemmel bir yere mi yoksa…

Bir karar vermemiz gerekiyor. “İmtihan mı, tatmin mi?”

Kısacası dünyalı değiliz!

internettin_hoja bu yazıyı Mayıs 29th, 2010 tarihinde yazmış...

gazze

gazze

Yazının devamını oku… »

Tags: , , ,

internettin_hoja bu yazıyı Mayıs 23rd, 2010 tarihinde yazmış...

1987 yılından beri dünyada bir miktar yer işgal ediyorum.

İnsan daha iki ayağının üzerinde day duramazken anne baba öğüt vermeye başlar. Belki de bütün çocuklar gibi benim de ilk öğüdüm “cısss” olsa gerek. Ebeveyn ve çocuğun öğüt serüveni bu kelime ile başlıyor: CISSss! Sonra ardı ardına değişip çeşitlenip gidiyor bu öğütler. “Kurcalama!” “Dokunma!” “Alma onu!” “Teamiz ol!” “Desini yap!” “İş bul!” vs.. vs..  İnsan oğlunun doğasında mı vardır bilmiyorum öğüt alan hep tersini yapmak ve başı derde düştüğünde öğütleri dinlemek istemektedir. Cıs denilen çocuğun eli yandıktan sonra ağlayarak annesine bakması yada dersine çalışmamış ve derslerden düşük not almış öğrencinin anne babasına ” ne yapacağım ben şimdi” demesi gibi.

Verilen öğütler asla dinlenmez! Üstelik her ince mevzuda olduğu üzre atalarımız bu konuda da gereken sözü söylemiş ve bize söz bırakmamıştır. “Bir musibet bin nasihatten iyidir!”

Bu yazıyı her okuyan ve hatta bana öğüt veren annem babam gibi ben de anne ve babamın öğütlerinin bir çoğunu duymazdan geldim ve geliyorum. Her defasında olmasa da bir çok hatta pek çok hatta daha da çok defasında annem ve babamın öğütlerine kulak asmadığım için çuvallıyorum. Sonra kendime kızıyorum. Ama bir dahakine yine anne babamı değil kendimi dinliyorum. Kendimi dinlediğim için şimdiye kadar hiç pişman olduğumu hatırlamıyorum aslında. Ama anne babamı yada diğer görmüş geçirmişleri dinlemediğim için pişman olduğum çok oldu. İşte bu yazıyı bu yüzden yazıyorum. Bu yüzden “bir büyüğe danışma!” diyorum. Danışmayın. Sakın danışmayın.

Çünkü… Az önce de dediğim gibi kendi seçimlerimden pişman değilim. Çünkü kendim karar vermişim kendim düşmüşüm kendim yanmışım. Ama düştükten yada yandıktan sonra beni yıkan şey “annem demişti” yada “babam demişti” sözü oluyor : ) Ve hayıflanıyorum onları dinlemediğim için. Ve etrafıma bakıyorum. Kendi düşüp kendi kalkanlar öğütlerle ayakta duranlardan daha sağlam adımlar atıyorlar.

Anne babama ve diğer öğüt nasihat edenlere saygım sonsuz. Lütfen öğütlerinizi bizden esirgemeyin. Ama sizleri dinlemediğimizde kendinizi üzmeyin : )

Tags: , , , , , ,

internettin_hoja bu yazıyı Mayıs 17th, 2010 tarihinde yazmış...

Seni, harcıyorlar Leyla
Diri diri gömüyorlar sandıklara
Çatır çatır aldatıyorlar seni…

O kadar ustalar ki
Umutlarına yediriyorlar çığlıklarını
Demokratik demokratik solduruluyorsun
Fark etmiyorsun…
Biz bir yaza merhaba mevsimiyiz
Şemsiyeni evde bırak da gel
Sıkma yumruklarını
Artık rahatla Leyla

Yazının devamını oku… »

internettin_hoja bu yazıyı Mart 8th, 2010 tarihinde yazmış...

kadın hakkı olmaz

kadın hakkı olmaz

Dünya kadınla günü 8 Mart değil 365 gündür.

@–)—

internettin_hoja bu yazıyı Mart 3rd, 2010 tarihinde yazmış...
Facebook

Facebook

facebook’u herkes kullanmasada bir çok insanın günde mutlaka belli bir süre uğradığı bir site haline geldi. Şahsen her gün mutlaka giriyorum. Hiç girmediğim gün en azından şöyle bir göz gezdiriyorum.

Bazı zamanlarda bazı arkadaşlar öyle şeyler paylaşıyorlarki yapacak bir yorum bulamıyorum. İşte bu yazıyı da yazmama yine böyle bir paylaşım sebep oldu.

Bu yazının en altındaki videoyu izlediğinizde bana hak vereceksiniz. Ateizmin ne kadar kısır ve ne kadar dar bir pencereden baktığını da böylece görmüş olacaksınız. Yazının devamını oku… »

Tags: , , , , , , , , , ,

internettin_hoja bu yazıyı Şubat 26th, 2010 tarihinde yazmış...

Çok önceden yazmıştım ama seslendirmek bu güne nasipmiş.

Elif gibi dosdoğru olunmalı hayatta…
Be gibi tek nokta üzerinde durabilecek kadar dengeli olunmalı…
Te gibi olmalı, veda hutbesinde emanet bırakılan iki şeyi (kuran ve sünnet) sürekli başının üzerinde taşımalı insan…
Se gibi az konuşup 3 dinlemeli toplumda…
Cim gibi çocukça bakmalı hayata, ama cim kadarda çok iş yapmalı…
Ha gibi gönlü geniş dostlar edinmeli insan,
kadar ağlamaklı olduğunda yardımcı olabilecek… Yazının devamını oku… »

Tags:

internettin_hoja bu yazıyı Şubat 18th, 2010 tarihinde yazmış...

Hüseyin Hüsnü Bey kimdir?

Dr. Hüseyin Hüsnü, Girit’in Hanya kentinde doğar. 1908 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’den mezun olduktan sonra İzmir’de doktorluk görevine başlar. 1911-1912 Osmanlı-İtalya savaşına gönüllü katılmak üzere Harbiye Nezareti’ne başvurur. Dr. Yzb. Hüseyin Hüsnü Bey’in Trablusgarp’a giderken yol anıları, Derne ve Şehat’ta hekimlik yaptığı sıralarda karşılaştığı olayları anlatan not defteri (29 Ekim 1911-10 Temmuz 1912) 1998 yılında Doç. Dr. Mebrure Değer tarafından türkçeleştirilerek basılmıştır. (Bu defterin kopyası daha sonra APİKAM’a verilecektir). Ayrıca, Hüseyin Hüsnü Bey, Şehat Nekahathanesi’nde bulunduğu sırada Atatürk’ten kendi el yazısı ile bir teşekkür mektubu da alır. (Bu mektup ta henüz APİKAM’a verilmedi).Trablusgarp’tan döndükten Kurtuluş Savaşı’na katılan ve Atatürk’ün doktorluğunu üstlenen Hüseyin Hüsnü Bey çok genç yaşta (48 yaşında) vefat eder. Malzemeler, Hüseyin Hüsnü Tekinoğlu, Ali Hakan Tekinoğlu, Prof. Dr. Zahide Elar, Eczacı Ayla Selçuk tarafından bağışlanmıştır.

Kaynak: http://www.apikam.org.tr/index.php?p=9&id=67

Hüseyin Hüsnü Bey

Hüseyin Hüsnü Bey

Trablusgarp Madalyası

Trablusgarp Madalyası
Hüseyin Hüsnü Bey’in bir eseri. Yazının devamını oku… »
internettin_hoja bu yazıyı Ocak 6th, 2010 tarihinde yazmış...

Dün gece mısır hükümetinin yaptığı malum firavunluğu görünce beynime kan yürüdü!

Müslüman(!) ülkelerin işledikleri halta bir yenisi daha eklenmiş oldu böylelikle! Açtım ağzımı yumdum gözümü. Ağzıma geleni söyledim mısır hakkında.

Sonra utandım!

Ben kimdimki?

Irak’a üslerinden ölüm yağdırılmış bir ülkenin vatandaşı!

…!

internettin_hoja bu yazıyı Ekim 28th, 2009 tarihinde yazmış...

Bir gün aslan, bir gün kuzu…

Bir gün en çetin hatip, bir gün dut yemiş bülbül…

Bir gün en ağır laflara bile gülüp geçen bir adam, bir gün en ufak bir cümleyle küplere binen…

“One Minute!” diye davosu inletecek kadar ortadoğuyu savunan, incirliği ABD’ye açacak kadar ortadoğuya düşman…

ve sair anlamsız hareketler!

Abi bize kendini bir tanıtsan diyorum.

Bunca yıldır bu ülkeyi yönetmeye çalışıyorsun ama hala tanıyamadık seni!