
Mustafa İslamoğlu
Erdoğan Baş hocamızın Mustafa İslamoğlu’nun Gerekçeli Meali hakkında Usûl Dergisinde yayınlanan ilmi makalesidir. Makale Erdoğan Hocamızdan izin alınarak yayınlanmıştır. İnternet ortamının laçka ve güvenilmez olmasından makalenin orjinal halinin bozulmaması için yazılar değiştirilemez formatta yayınlanmıştır. Mustafa İslamoğlunu tanımak isteyen herkes bu makaleyi mmuhakkak okumalıdır.
Tags: cemaat, cinler, dr erdoğan baş, erdoğan baş, gerekçeli meal, güvenilir mi, haklı mı, hayat kitabı kuran, hoca, inkar, kararsızlı, kerim, kimdir, kur'an, kur'an-ı kerim, melekler bedir savaşı, mustafa islamoğlu, rasyonellştirme, sapık, tutarsızlık, usul dergisi, yanlışları
Kadının sokak ortasında alenen öpülecek kadar aşağılandığı bir toplumda bu tip manzaralar çok ta abes değil.
Aynı şekilde nasıl sokak ortasında bir kadını öpen erkeğe müdahale edilmiyorsa döven erkeğe müdahae edilmemesi de o kadar normal.
Çünkü günümüzde ;
Tags: aşık, aşıklar, Aşk, evlilik, feminizm, görücü usulü, iş kadını, islamda kadını dövmek, kadın hakları, kadına şiddet, kadına şiddetin böylesi, kıskanmak, manita, sokak aşkları, sokakta öpüşenler

Hocamız vefaat edeli henüz bir ay olmuşken onun %2′lik varlığının bile ne kadar önemli olduğunu aslında içinde bulunduğumuz şeyin %2′sinin bile ne kadar etkili olduğunu henüz yeni idrak edebliyoruz. Mazlumun düştüğü durumu gördükçe içimizdeki hüzün fokur fokur kaynıyor.
Lakin durum herkes için aynı değil. Kimilerinin içindeki üzüntü “acıma duygusu”ndan geldiği için içlerindeki duygu yavaş yavaş sönmeye başladı. Ve içlerindeki ejderha yavaş yavaş ateş püskürmeye başladı.
Zannederimki Ak Partililer Erbakan Hocamızın vefatından sonra tek çare olarak kendilerini göreceğimizi düşündüler.
Tags: ak parti, Milli Görüş, Necmeddin Erbakan, Necmettin Erbakan
Daha önce yazdığım Sivrisinek – Zikir – Prof Dr Galin Biserof Saçmalığı adlı yazıda hayali bir profösör olan prof galin biserof yada gelin biserofun yapmadğı bir araştırma ile nasıl sivri sineğin Allah dediğini çekemediğini kaydedemediğini anlatmıştım.
Bir çok kimse bu yazı altında yazdıklarımı mantıklı bulurken bir kısım akadaşlarda beni dinden çıkmakla yada dine hiçgirmemiş olmakla ithim ederek ne kadar tehlikeli bir şey yaptıklarının farkında olmadan akıllarınca bana haddimi bildirmişlerdi.
Geçtiğimiz pazartesi Nureddin YILDIZ hocanın bir sohbetinde bulunmak nasib oldu. Nureddin hocamın üslübunu bilenler vardır elbet. Bilmeyenler için şöyle ifade edeyim, dinleyicinin frekansından lafı dolandırmadan bulandırmadan konuşan bir insan Nureddin Hoca.
Senabil vakfı ve Sosyal Doku Derneğini bilenler sohbetine katılanlar Nureddin Hoca’nın anlatılmaz dinlenir biri olduğunu bilirler zaten :))
Lafı çok dolandırmayım. Nureddin Hoca’nın katıldığım sohbetinin konusu “Kur’an Bizim Herşeyimiz”di. Sohbet içerisinde lafı öyle bir gediğine koyduki. Beynime kazındı adeta. Bir çok kişiye dakikalarca anlatıp ifade edemediğim sayfalarca yazıp anlatamadığım şeyi bir kelime ile öyle güzel anlartmıştıki.
İşte! dedim!!!!
Bir duyuşta aşk bu : ))
Tags: bilim, bilim ve din, bilimsel veriler, din, galin biserof, kur'an, kuranı kerim, kuranı kerimdeki bilimsel, nureddin yıldız, nurettin yıldız, prof dr galin biserof, sivrisinek
Bülent Abi demek istiyorum müsade varsa : ) Böyle dik kafalı abilere ihtiyacımız var. Üç kuruşum yok ama başım dik diyebilen ve başını dik tutabilen abilere.
Dönelim kitaba…
Bülent abi kitaba, ben bu kitabı sabah namazına nasıl kalkılır kitabına eleştiri olarak yazmadım diyor en başta. Ama şunları söylemeden de geçmiyor.
…Neredeyse milyonlar satmış bir kitabın arka kapağında “Dilerseniz, camilerde, okullarda, iş yerlerinde, fabrikalarda,işlek caddelerde kitap dağıtarak toplumun namaz konusunda bilinçlenmesine katkıda bulunabilirsiniz” yazıyor. Çok güzel, çok anlamlı ve bir ok adar manidar ama bu “işlek cadde” kısmını pek anlayamadım doğrusu.
…
Neyse yazdığım birkaç eleştiri kitabından dolayı adım saldırgana çıkmış olsa da niyetimin kötü olmadığını belirtmek istiyorum.(Sayfa.14)
Kitap baştan sona akıyor. Bir çırpıda okuyorsunuz. Kafanıza takılan yerler de olmuyor değil.
…
Buraya kadar iyi hoş ama abdestin bilimsel olarak birkaç faydasını söylemezsek modern insanın sıkıntıya düşeceğinin farkındayım, dinleyin öyleyse:…(Sayfa.61)
Bu üstteki bölümde olduğu gibi. Madem bunları saymaya sadece modern insan ihtiyaç duyuyor neden tekrarlıyoruz? Abdestin böyle faydaları olmasa abdest almayacak mıyız yani ? Bir nevi eleştirdiği noktada durmuş gibime geldi burada bülent abi.
Aslında yurıda benim söylemek istediğimi kitabın başka bir bölümünde “budur abicim” dediğim yerlerinden birinde şöyle ifade ediyor Bülent Abi:
Rezil olma hakkımı kullanıyorum, beyaz çorap giyme ve halk otobüslerinde yolculuk etme hakkımı. ‘Yoz’ diye bir köşeye attığınız ne kadar müzik varsa dinleyeceğim hepsini ve Müslüm Gürses konserlerine cebimde jiletle gireceğim.
Simit yiyeceğim ve lahmacun ve kebap ve isot biberi yiyeceğim ve ayran içeceğim bunların üstüne.
Korktuğunuz partilere oy vereceğim ve sonra o partileri pat diye bırakıp başka partileri deneyecek keyfimin kahyası. Günün en civcivli saatlerinde uzanıp uyuyacağım parklarda ve topuğunu ezdiğim ayakkabı cesetleri yattığım bankların ucuna düşecek. terleyeceğim ve hayatının en uzun koşusuna çıkmış bir at gibi kokacak vücudum.
Tags: demokrasi, hayat, idris özyol, itiraz, kaliforniya etkisi, kaliforniya sendromu, kapitalizm, nefret, sosyalizm
Kanüs Yayınlarından çıkan kitabı yeni okumaya başladım sayılır.
Kitap ismini Mevlana’nın “Aziz dost! Sen, tek bir kişi değilsin; sen bir alemsin! Sen derin ve çok büyük bir denizsin.Ey insan-ı kamil! O senin muazzam varlığın, belki dokuz yüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir.Yüzlerce alem, o denize gark olup gitmiştir!” sözünden almış.
Kitap “Modern Psikoloji”nin gelişim sürecini objektif bir şekilde anlatıyor. Ve bu gelişimini ne kadar sürdürse sürdürsün Tasavvufun insana tanıttığı kadar psikolojinin tasavvuf olmadan asla insanı tam olarak tanıtamayacağını vurguluyor.
Psikolojinin gelişim süreci ile Tasavvuftaki “seyr-ü sülük”ün benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koyarak bir bakıma Tasavvufun olmadığı bir hayatın yada Psikolojinin ne kadar kısır kalabileceğini gözler önüne seriyor.
Kitabı okudukça bu yazıyı güncelleyeceğim.
Çok film izleriz. İzlediğimiz filmlerin bir çoğu bir diğerinin kopyasıdır. Çok az film sizi etkiler ve farklı olaylar hakkında farklı şeyler düşünmenizi sağlar.
Bu gün izlediğim ” One Flew Over the Cuckoo’s Nest” türkçe adı ile “Guguk Kuşu” izlediğime pişman olmadığım nadir filmlerden biri oldu.
Tags: beyaz perde, film, One Flew Over the Cuckoo's Nest, Sinema
Karlı bir günde soğuktan
Yoruldğumuzda çalışmaktan şikayet ediyoruz.
Ver yiyeyim, ört yatayım bir dünya nın bu dünyada ulaşılmazlığı ile yüz yüzeyiz.
Hiç bir zaman tamamen mutlu olamıyoruz ve devamlı yokuşlar tırmanıp inişler iniyoruz.
Ne kadarına saahip olursak olalım hep daha fazlasını istiyoruz.
Kısacası dünyanın hepsini bir insana versek dokuz dünya daha ister.Yani insanın bu dünyada kendini doyurabilmesi ve hislerini tatmin etmesi gayri mümkün.
Her zaman bilmemize rağmen çok zaman unuttuğumuz şey ise bu dünyaya tatmin olmaya gelmedik. Sürekli unuttuğumuz ve unuttukça hata yapmaya meyilli hale geldiğimiz bu durum… İşte bir insanın melekten yücemi yoksa hayvandan aşağı mı olacağına karar vediği büyük yol ayrımı… “Tatmin mi imtihan mı!!?”
Düğümün çözüldüğü yer;
Allah bizi bu dünyada yaşayalım diye yaratmadı. Bu dünya esas vatanımıza ve esas yaşayacağımız yere bir hazırlık ve bir imtihan. Sıcaktan veya soğuktan açlıktan ve ya tokluktan yada her hangi bir şeyden şikayet edemeyecğimiz kadar mükkemmel bir yere mi yoksa…
Bir karar vermemiz gerekiyor. “İmtihan mı, tatmin mi?”
Kısacası dünyalı değiliz!







Son Yorumlar